TÜİK verileri, Antalya’nın yabancı yatırımcı gözündeki konumunu somut rakamlarla teyit ediyor. Kentin şubat ayı performansı, tarihsel ortalamalarla karşılaştırıldığında da dikkat çekici: Antalya’da 2026 şubat ayında gerçekleşen 390 adet yabancıya konut satışı, şubat ayları içindeki en yüksek seviye olan 1.310 adet (2019) ve 290 adet (2025) rakamlarıyla birlikte şubat ayları ortalamasını 682’ye çekti. Bu da göstergenin geçmiş yıllara kıyasla dalgalı ama İstanbul’un ardından ikinci sırayı koruyan bir seyir izlediğine işaret ediyor.
Ülke geneline bakıldığında tablo daha da netleşiyor. Şubat ayında Türkiye genelinde ilk el konut satışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,9 artarak 37 bin 785’e çıkarken, ipotekli konut satışları yüzde 42,3 artışla 25 bin 35’e yükseldi ve toplam satışlar içinde ipotekli satışların payı yüzde 20,1’e ulaştı. Buna karşılık şubat ayında yabancılara yapılan konut satışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,9 azalarak 1.506’ya geriledi ve toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan satışların payı yüzde 1,2’de kaldı. Yılın ilk iki ayı toplamında da benzer bir tablo görülüyor: Ocak-şubat döneminde yabancılara yapılan satışlar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,1 düşerek 2 bin 812 oldu.
Antalya’nın konumunu bölgesel ölçekte değerlendirmek gerekirse, komşu illerin performansı da dikkat çekici bir tamamlayıcı veri sunuyor: Batı Akdeniz bölgesinde şubat ayında Isparta’da toplam 490, Burdur’da ise 263 konut satışı gerçekleşti — bu da Antalya’nın bölge içindeki satış hacminin ne denli baskın olduğunu ortaya koyuyor.
Rus alıcıların Türkiye genelindeki seyrine yıllar bazında bakıldığında, aslında çok daha uzun soluklu bir normalleşme sürecinin işlediği görülüyor. Rus vatandaşları Türkiye genelinde 2022 yılında 16 bin 312, 2023 yılında 10 bin 540, 2024 yılında 4 bin 867, 2025 yılında ise 3 bin 649 konut satın aldı. Yani savaş sonrası dönemde zirve yapan talep, kademeli biçimde geriliyor. Buna karşın 2026 yılının ilk dört ayında ocak ayında 219, şubat ayında 191, mart ayında 229 ve nisan ayında 263 konut satın alan Rus vatandaşları toplamda 902 konutun sahibi oldu; aynı dönemde yabancılara toplam 5 bin 711 konut satışı gerçekleşti.
Alanya özelinde ise Rus ilgisinin kalıcılığı çok daha çarpıcı bir tabloyla ortaya çıkıyor. Rus vatandaşları 2022 yılından bu yana Alanya’da 15 bin 225 konut satın aldı; ilçe bazında yıllık dağılım 2022’de 6 bin 640, 2023’te 4 bin 203, 2024’te 2 bin 352, 2025’te ise 1.662 konut şeklinde gerçekleşti. Bu rakamlar, Alanya’nın tek başına Rus yatırımcılar için Türkiye’nin en önemli konut merkezlerinden biri haline geldiğini gösteriyor. Uzmanlar, Alanya’nın iklimi, ulaşım imkanları, uluslararası nüfus yapısı ve yerleşik yabancı topluluğu nedeniyle Rus yatırımcılar açısından cazibesini koruduğunu belirtiyor.
İlginç bir başka detay da Rus alıcıların ikinci tercihiyle ilgili: Rus vatandaşlarının Alanya’dan sonra en fazla konut satın aldığı ilçe, Mersin’in Erdemli ilçesi oldu; bu bölgede 2026’nın ocak-nisan döneminde Rus alıcılara 87 konut satışı yapıldı. Bu durum, Rus yatırımcının artık tek bir bölgeye değil, Akdeniz sahil şeridine daha dağılmış biçimde yöneldiğine işaret ediyor olabilir.
Piyasadaki daralmanın arkasındaki dinamikler konusunda sektör temsilcileri de değerlendirmelerde bulunuyor. Alanya’daki ilk çeyrek verilerine ilişkin yapılan analizlerde, uzmanlar bu gerilemenin yalnızca yerel dinamiklerden değil, makroekonomik piyasa koşullarından da doğrudan etkilendiğini; artan inşaat maliyetleri ve zorlaşan kredi finansman koşullarının yerli alıcının talebini baskıladığını, bununla birlikte yabancı yatırımcılara yönelik ikamet ve vatandaşlık düzenlemelerindeki değişikliklerin de pazarın daralmasında belirleyici bir rol oynadığını ifade ediyor.
Tüm bu veriler bir araya getirildiğinde ortaya çıkan tablo şu: Antalya, yabancı yatırımcı için cazibesini büyük ölçüde koruyor ve özellikle Rus alıcılar nezdinde Alanya’nın konumu tartışmasız biçimde güçlü. Ancak 2022’deki savaş sonrası zirveden bu yana süregelen kademeli normalleşme, artık daha istikrarlı — ama daha mütevazı — bir talep düzeyine işaret ediyor. Yerli alıcının ipotekli satışlar üzerinden piyasaya ağırlığını koyması ve inşaat üretimindeki genel artış, kentin gayrimenkul ekonomisinin artık tek bir alıcı profiline bağımlı olmaktan çıkıp daha dengeli bir yapıya evrildiğinin işareti olarak okunabilir. Önümüzdeki aylarda döviz kuru hareketleri, faiz politikası ve yabancılara yönelik düzenlemelerdeki olası değişiklikler, bu dengenin hangi yönde şekilleneceğini belirleyecek en kritik değişkenler olmaya devam edecek.